SÜPER YAŞLILIK

 SÜPER YAŞLILIK

Dr. Mine İMREN (Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Psikoloji Bölümü)

Bazı yaşlı insanlar ilerleyen yaşlarına rağmen bilişsel olarak “genç” kalmaya devam edebiliyor. Süper yaşlılık olarak isimlendirilen bu olgu neden kaynaklanıyor?

 

Yaşlandıkça kazanılan deneyim insanların hayata bakış açısını değiştirir. Bu nedenle çözemediğimiz bir konu olduğunda büyüklerimize danışmak ve onlardan fikir almak isteriz. Ancak yaşlandıkça hücresel ve biyokimyasal süreçlerde ortaya çıkan hasarlar, fizyolojik ve bilişsel birtakım değişimleri de beraberinde getiriyor. Örneğin zamanla bilgi işlemleme hızı azalmaya, bellek ve dikkat süreçleri zayıflamaya başlıyor. Ancak bazı yaşlı insanlar ilerleyen yaşlarına rağmen bilişsel olarak “genç” kalmaya devam edebiliyor. Peki süper yaşlılık olarak isimlendirilen bu olgu neden kaynaklanıyor?

Süper Yaşlılık Ne Anlama Gelir?

Son yıllarda sağlıklı yaşlanma hayli popüler bir araştırma konusu. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nce 60 yaş ve üzeri insanlarda yaşlılık belirtilerinin başladığı belirtiliyor. 2019 verilerine göre dünya genelinde yaklaşık olarak 1 milyar 60 yaş ve üzeri insan bulunuyor. Bu sayının 2030’da 1,4 milyara, 2050’de ise 2,1 milyara çıkması bekleniyor. Yani önümüzdeki 10 yıl içinde dünyadaki her altı insandan biri 60 yaş ve üzerinde olacak. İnsanların günümüzde daha uzun yaşaması fiziksel, bilişsel ve sosyal açılardan bu dönemi sağlıklı geçirmeye yönelik çalışmalara odaklanılmasını sağladı. Sağlıklı yaşlanmanın araştırma alanlarından biri de “süper yaşlılar”.

Süper yaşlılar, bellek ve diğer bilişsel becerilerinin performansı orta yaşlardaki yetişkinlerle kıyaslanabilir düzeyde yüksek olan bireyleri ifade etmek için kullanılan bir terim. Peki, süper yaşlıların beyni ile normal yaşlı beyni arasında ne fark var?

 Beynimiz Yaşlandıkça Nasıl Değişir?

Beyinde yaşlanmaya bağlı olarak bilişsel becerilerde normal kabul edilen değişimler meydana gelebiliyor. Örneğin ilerleyen yaşlarda sahip olunan bilgi birikimi ve tecrübeye dayalı beceriler artarken bilgiyi işleme hızı azalmaya, bellek ve dikkat süreçleri ise zayıflamaya başlıyor.

İlerleyen yaşlarda beynin fiziksel yapısında da değişimler ortaya çıkmaya başlıyor. Örneğin beynin hacmi küçülüyor. Ayrıca beyindeki gri ve beyaz maddeler de yaşlanmadan etkileniyor. Gri maddedeki azalma özellikle beyin zarının (serebral korteks) beynin ön lobunu kaplayan bölümü olan prefrontal kortekste daha belirgin.

 

Beyin, fiziksel görüntüsüne göre gri madde ve beyaz madde olarak ayrılabilir. Sinir hücrelerinin gövdeleri gri maddeyi, sinir hücrelerinin akson adı verilen uzantıları ise beyaz maddeyi oluşturur.

Süper yaşlıların, yaşlanmanın beyindeki etkilerinden nasıl korunduğu çeşitli beyin görüntüleme yöntemleri ile incelenir. Bu çalışmalarda normal yaşlılar ve süper yaşlıların beyin görüntüleri ve bilişsel performansları karşılaştırılır. Böylece sağlıklı yaşlanmanın nasıl mümkün olabileceği anlaşılmaya çalışılır. Örneğin Harvard Tıp Fakültesinde sinir bilimi alanında çalışan Alexandra Touroutoglou ve arkadaşları, sonuçları Cerebral Cortex dergisinde yayımlanan araştırmada, süper yaşlıların beyinleri ile normal yaşlıların beyinleri arasındaki farkı inceledi.

Araştırmada yaşları 60-80 arasında değişen 40 ve yaşları 18-35 arasında değişen 41 yetişkine bir kelime listesi okundu. Kısa bir süre sonra katılımcılardan hatırladıkları kelimeleri söylemeleri istendi. Bu sırada katılımcıların manyetik rezonans yöntemi (MRI) kullanılarak beyin görüntüleri elde edildi. Yaşlı katılımcılardan 23’ü dokuz ve daha az kelimeyi hatırlayabilirken, 17’sinin hatırlayabildiği kelime sayısı genç katılımcıların sonuçlarına benzerdi.

Sonuçta süper yaşlıların serebral korteksinin diğer yaşlılara kıyasla daha kalın olduğu anlaşıldı. Araştırmacılar süper yaşlıların beyinlerindeki, yeni bilgileri bellekte depolama ve bu bilgileri tekrar hatırlama ile dikkati yönlendirme ve önemli detayları tanımlamada rolü olan iki sinir ağının normal yaşlılardaki gibi küçülmediğini belirledi. Ayrıca beyinde bellekle ilgili süreçlerde önemli rolü olduğu bilinen hipokampusun hacminin süper yaşlılarda küçülmediği ve beyinlerindeki bellek performansı ile ilgili bazı bölgelerin yapısal olarak genç katılımcılarınkinden ayırt edilemediği anlaşıldı.

Northeastern Üniversitesinden Yuta Katsumi ve çalışma arkadaşlarının yürüttüğü, sonuçları geçtiğimiz yıl Cerebral Cortex dergisinde yayımlanan bir araştırmada ise yaşları 18-35 arasında değişen genç yetişkin ve yaşları 60-80 arasında değişen yaşlılardan oluşan iki grup katılımcıya, üzerinde bir sahne ya da yüz olan 80 fotoğraf gösterildi. Bu sahne ve yüzlerin hepsi bir kelime ile eşleştirilmişti. Katılımcılara ilk olarak fotoğrafların kelimelerle eşleşip eşleşmediği soruldu.

İkinci görevde ise katılımcılara 40 tane yeni fotoğraf-kelime çifti ve 40 tane de daha önce öğrendikleri fotoğraf ve kelimelerin yeniden eşleştirilmesiyle oluşturulan fotoğraf-kelime çifti verildi. Daha sonra katılımcılardan baktıkları fotoğraf-kelime çiftinin daha önce gördükleri mi, yeni verilen mi yoksa yeniden düzenlenmiş bir fotoğraf-kelime çifti mi olduğu soruldu. Bu sırada katılımcıların beyinleri fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme yöntemi (fMRI)) kullanılarak görüntülendi.

Araştırmacılar elde ettikleri fMRI görüntülerinde görsel kortekse odaklandı. Beynin bu bölgesi, görsel verilerin işlenmesinden sorumludur ve farklı görüntülerin işlenmesi sırasında bu bölgedeki farklı sinir hücresi grupları etkinleşir. İlerleyen yaşlarda görsel korteksteki bu farklılaşma azalır.  Yapılan araştırmada ise süper yaşlıların beyinlerinde, genç katılımcılarınkine benzer şekilde, farklı kategorilerdeki görseller için farklı sinir ağlarının etkinleştiği bulundu.

 Gelecekte Süper Yaşlı Olmak İçin Neler Yapılabilir?

 

Süper yaşlıların bilişsel performanslarının yaşıtlarından her zaman mı daha yüksek olduğu yoksa bilişsel becerilerini yaşlanmanın etkilerinden korumak için geliştirdikleri farklı yöntemlerin mi işe yaradığı henüz tam olarak bilinmiyor. Yine de bellek performansını geliştiren bazı uygulamaların faydalı olabileceği düşünülüyor. Ayrıca bilişsel becerilerle ilişkili beyin bölgelerinin elektriksel olarak uyarılmasının bilişsel beceriler üzerindeki etkilerinin incelenmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor.

Bazı araştırmacılar ise ilerleyen yaşlarda bilişsel performansı korumanın, sinir hücreleri arasında yeni bağlantılar oluşmasını ve beyindeki beyaz madde hacminin artmasını mümkün kılan nöroplastisite (beynin öğrenme ve değişme kapasitesi olarak tanımlanabilir, beyin esnekliği olarak da bilinir) sayesinde mümkün olabileceğini düşünüyor. Çünkü bilişsel becerileri geliştirmek için yapılan egzersizler sayesinde beyinde yapısal değişimler meydana gelebileceği ve böylece bilişsel becerilerin yaşlanmanın etkilerine karşı korunabileceği düşünülüyor.

Sosyal iletişim de sağlıklı bilişsel yaşlanma için hayli önemli. Yapılan bir araştırmada, katılımcılar arasındaki süper yaşlıların normal yaşlılara göre daha fazla arkadaşlık ve aile bağı olduğu belirlendi.

Aslında genel olarak yaşlanma sürecini yavaşlatmak ve daha konforlu geçirmek elimizde. Nasıl mı? Sağlıklı beslenmek, hareketli bir yaşamı tercih etmek ve bilişsel olarak aktif olmak (örneğin kitap okumak, yeni şeyler öğrenebileceğimiz hobiler edinmek) gibi basit önlemler yaşlanmayı güzel bir deneyime dönüştürebilir. Öte yandan sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklar ile sağlıksız beslenmek ve hareketsiz bir yaşam ise yaşlanma sürecini hızlandırır.

Sonuç olarak yaşlanmak hayatın bir parçası. Bu süreci nasıl geçireceğimiz ise bugünümüzü nasıl yaşadığımıza bağlı görünüyor.

 Kaynaklar

06/05/2022 -33 defa görüntülendi


YUKARI